Nükleer Enerji Sorunu
Yine Nükleer enerji meselesi ortaya çıktı. Hoş bittiği yok ya. Bunu körükleyenler onu satacaklarla burada kurup para kazanacaklar. Bizde ona yetecek kaynak var mı bilmiyorum. Beni korkutan atıkların korunması. Bunu da Amerika’da bir bilimsel dergide okudum. O günden beri nükleer santral deyince aklıma o geliyor. Bu atıkları korumak için altında fay hattı olmayan, üstünden yağmur geçirmeyen bir dağ bulmuşlar ve içini
Bunları yazarken aklıma 10 Ağustos 1978 bir olay aklıma geldi. Bunu geniş olarak “Vatandaşlık Tepkilerim s. 40” yazmıştım. USA da Yakın Doğu Teknik Geliştirme Bürosunda (Near East Technology Agency International Development, Washington D.C. Department of State) çalışan ve bir grupla Türkiye’ye gelen Elizabeth Mac Manus bana çalıştığı bu büroya bir çok devletler, Suudi Arabistan, hatta Rusya başvurarak Amerika’dan güneş enerjisi çalışmalarını öğrenmek, kendi kaynaklarını ortaya koyarak Amerika’dan çeşitli yönde yararlanmak için baş vurdukları halde, bizim devletin neden başvurmadığını sormuş ve bu hususta üzüldüğünü belirtmişti. Buna nasıl yanıt verebilirdim? Bizim insanlarımız sizden daha çok bilir, size ihtiyaçları yoktur mu diyecektim. Yoksa onlar yalnız ayağının ucundakini görür, geleceği düşünemez mi diyecektim?
Muazzez İlmiye Çığ
09.06.2007
Yılın annesi 1972
Hürriyet Gazetesine, 5.Mayıs 1972
Yılın annesini seçmek için, onda aradığınız nitelikleri okudum. Bunların anneme ne kadar uyduğunu görünce Onu size tanıtmak istedim. En derin saygılarımla.
Muazzez Çığ
Çiviyazıları uzmanı
Annemin adı Hamide İtil, 82 yaşında, eşi 29 yıl önce ölen öğretmen Zekeriya İtil. İkisi de Kırım’dan göçen bir ailenin çocukları. Ben kız olarak en büyük çocuğuyum. Amerika’ da bulunan biri yüksek inşaat mühendisi ve iş adamı, diğeri tıp profesörü olan iki oğlu ve 9 torunu var.
Annemin nitelikleri: Eğitimin önemine inanmıştır. Kendisinin eğitimi olmadığı halde dikiş dikmesini öğrenip para kazanarak babamın medreseden ayrılıp öğretmen okulunda okumasını sağlamıştır. Biz çocuklarının da iyi bir eğitim almamız ve istediğimiz düzeye ulaşmamız için gerek babam sağ iken, gerek öldükten sonra bizlere elinden gelen bütün yardımı yapmış, oğullarının eğitimlerini uzaklarda yapmalarına ve oralarda yaşamalarına karşı en ufak bir yakınma da bulunmamıştır.
Çocuklarının işlerini en ayrıntısına kadar sorar ve öğrenir ve yeni atılımlarında onlara hep bilgi ve kuvvet kaynağı olmuştur. Bunun en yakın örneği, oğlunun yeni yaptıracağı binanın temel taşını koymak için Amerika’ya kadar gitmesidir. Bu olay oranın yerel gazetelerin de bile yer almıştır.
Annem babam gibi Atatürk’e hayrandır. Mahallemizde ilk çağdaş kıyafete giren odur. Yeni yazıları hemen öğrenmiştir. Gittiği yerlerden yazdıkları mektuplar çeşitli haberlerle doludur. Yeni yapılmakta olan binaları, yolları, buralarda kullanılan malzemeleri, nasıl yapıldıklarını anlatırken sosyal ve politik haberleri yazmayı da unutmaz. Bu mektupları okursanız, bu kadın bir de eğitim görseydi neler olurdu, diye düşünmekten kendinizi alamazdınız Gazeteleri spor sayfalarına kadar okur ve arkadan yorumlarını eleştirilerini yapmadan duramaz.
Annem dini bütün bir kadındır. 5 vakit namazını, orucunu ve son yıllarda üç aylar orucunu bırakmamıştır. Arabada namaz vakti gelince namazını oturduğu yerde kılar, duasını yapar. O’na göre kıble ve inanç insanın içindedir. Arapça Kuran okumasını bildiği halde Türkçe’sini okur ve Atatürk’e onu Türkçe’ye çevirttiği için hep dua eder. Çünkü Kuran’daki “Kuran’ı anlayasınız, diye Arapça gönderdim” ayeti onu çok etkilemiş. Dinimizi doğrudan doğruya Tanrının yazdıklarından öğrenmemiz gerek, başkalarının ağzından değil, der. Softalığı hiç kabul etmez. Laikliğin dinsizlik olmadığını ilk anlayanlardandı. Laiklik kanunumuza girdikten bir süre sonra bana “kızım insanlarımız dinini bırakmaya ne de hevesli imiş, sanki Atatürk laiklik deyince onlara dininizi bırakın dedi”. Demişti. Kendisinin dinimize karşı büyük bir bağlılığı olmasına karşın etrafındakileri asla zorlamaz, bu insanın içinden gelmelidir, der. İnsanların bulunduğu zamana uymak zorunda olduklarına inanır. Bizlerle beraber sinemaya, tiyatroya, konsere, baloya, operaya giderek bizler gibi eğlenmesini bilir. Seyahate bayılır. Bugüne kadar iki kez Almanya, 4 kez Amerika’ya gitmiş ve her seferinde birer sene orada kalmıştır. Dil bilmediği halde oralarda TV programlarını zevkle izleyebilmiş, bazen mektupla, bazen döndüğünde onlardan bize bir çok konuları anlatmıştır.
Annem kendi kendini meşgul etmesini bilir. Onun hiç “sıkılıyorum” dediğini duymayız. 82 yaşında olduğu halde yemek yapar, dikiş diker. Torunlarına, gelinlerine , kızına son moda elbiseler dikmekten büyük zevk alır. Ördüğü yatak örtüleri, hırkalar, kazaklar görülmeye değerdir. Herkes onunla konuşmaktan hoşlanır. Özellikle gençler onu çok sever, çünkü onların problemlerini dinlediği gibi, düşüncelerini de anlamada güçlük çekmez..
Annemi şöylece özetleyebilirim: O akıllı, çalışkan, vatan ve milliyet duyguları çok güçlü, açık ve ileri görüşlü, şakacı, nükteli, her konu ile ilgili, hayata bağlı, zorluklardan yılmaz, dinine bağlı, laik tam bir Cumhuriyet kadını ve sözünü dinletebilen bir anne, kayınvalide, büyük annedir . Ailenin bilgi ve güç kaynağı, üzerimizde parlayan bir güneş, bizleri birbirimize bağlayan kopmaz bir bağ, aramızda bir altın toptur sevgili annem.
Muazzez Çığ
Kalıcı Bağlantı