Didim Günleri

 

DİDİM 1. SANAT, EDEBİYAT VE KİTAP GÜNLERİ

 

Didim, filozoflar kenti Milet ile Prienne, Herakleia, Karina gibi antik dünyanın önemli kentlerine komşu ve en önemlisi kehanet merkezi Apollon mabedini içinde saklayan, ayrıca doğal zenginlikleriyle bir turizm cenneti olan bir kasabamız. Bu yıl bunlara ilk olarak başlayan ve gelecek yıllarda da sürecek önemli bir kültür etkinliği katıldı. Bu, Didim Belediyesi / Akköy Kültür, Sanat, Eebiyat ve Turizm Geliştirme Derneği başkanı, Sayın Güven Pamukçu’nun önderliği ve Edebiyatcılar Derneğinin katkılarıyla oluştu.

 

Açılış, Saat 18.30 da Apollon Tapınağı’nın yeni düzenlenen “sella” denilen vaktiyle yalnız rahip ve kahinlerin girebildiği geniş alanda yapıldı. Doğrusu ben “bu sıcakta ne yapacağız” diye düşündüğümde ne kadar haksız olduğumu oraya gidince anlayabildim. Meğer o saatte burası etrafını çevreleyen 25 metre yükseklikteki duvarlarla gölgeleniyormuş. Ayrıca hafif esen rutubetsz bir rüzgar sıcağı duyurmadı bile.

 

Akköy kitaplığını Kuran Güven Pamukcu’nun güzel bir konuşmasıyla başlayan  toplantıda Edebiyatcılar Derneğı Başkanı Gökhan Cengizhan ve Belediye Başkanı Mümin Kamacı’nın konuşmalarından sonra, toplantının onur konuğu olan Yük.Müh.Mimar Sayın Cengiz Bektaş’ı her yönüyle tanıtan konuşmalar izledi. Bu değerli bilim ve sanat insanımızı ne kadar az tanıdığımı  düşünerek çok utandım doğrusu. Kıymetli şairlerimizin güzel ve anlamlı şiirlerini okumalarıyla kapandı o gün.

 

Ertesi sabah 9 da Didim’ e çok yakın olan Akköy’e, orada Sayın Güven Pamukçu’nun kurduğu kitaplığı görmeye gittik. İnanamadım gözlerime. Ben bir odadan oluşan küçük bir kitaplık göreceğiz, diye düşünmüştüm. Halbuki o, Kaynak Kitaplar Odası, Şair Şinasi Özden adı altında Yetişkinler Odası, Gazete-Arşiv Odası, Süreli Yayınlar Odası, Yabancı Dil Kitapları Odası, Sanat Galerisi birimlerinden oluşuyormuş. Kurulmaya üç yıl önce başlanan bu kitaplığın bu kadar zamanda nasıl oluşabildiğine şaşmadan edemiyor insan. Vaktiyle kumaş deposu olarak kullanılan, zamanla harap olmuş bir binada büyük bir özveri ve cesaretle bu işe girişmiş Güven Pamukçu. Kitapları toplamaya başladığı zaman damı da akıyormuş. O’nun bu özverisini değerlendiren “Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş.” restore ettirerek 9 birimli bir kültür evine dönüştürülmesini sağlamış. Güven Pamukcu damdan akan sudan kurtulduk, diye konuşurken sevinci gözlerinden okunuyordu. Kitaplık ayni zamanda canlı imiş de. Köy çocukları okuldan çıkınca buraya gelerek derslerini çalışıyor, ayni zamanda kitap okuyorlarmış. Köylü de alışmış buraya gelmeye. Didim’den bile geliyorlarmış araştırma yapmaya. Güven Pamukçu ayni zamanda başkanı Gökhan Cengizhan olan Edebiyatcılar Derneğinin Genel Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmalarını Dernek adına yapıyor. Pamuukçu adresi köy, yani Akköy adlı bir Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi de çıkartıyor ve parasız dağıtıyormuş. Hep yardımlarla oluyor. Ben her zaman şunu söylerim: Bizim insanlarımız özveri ile bir çıkar beklemeden çalışan kimselere yardım etmekten hiç çekinmez. Eğer öyle olmasaydı Kurtuluş Savaşı’nı nasıl kazanırdık? Halkımız, Atatürk’ün canı pahasına büyük bir özveri ile memleketimizi düşman çizmesi altından kurtarmaya çalıştığını anlamış, kadını, erkeği, çoluğu çocuğu ve varıyla yokuyla yardıma koşmuştu.

 

Meğer bu ilk kurduğu kitaplık değilmiş Pamukçu’nun. “ Kapkırı köyü’nde Muzaffer İzgü ve Yuvaca köyü’nde Mevlüt Kaplan Köy Kitaplıkları”nı da kurmuş. Ona göre aydınlanma ancak köylerde başlamalı. Alttan yukarı doğru. Atatürk de öyle söylüyordu. O yüzden kurulmuştu Köy Enstitüleri ve

Halk Evleri. Ama ne yazık ki, aydınlıkmış gibi görünüp karanlık olan kafalar bizi şimdi enaz 50 yıl ileriye götürecek olan bu güzel kurumları kapatıp geriye çark ettirmeye çalıştılar. Tarih onları asla affetmeyecektir.

 

Ilk kez bu köylerde Edebiyatcılar Derneği adına, yaz günleri köy meydanlarında film gösterileri , bahar şenlikleri  yapılmış. Akköy’de sokak adlarına edebiyatcılardan bazılarının adları verilmiş.

 

Toplantılar akşamları saat 20 de başladı. Bir akşam ödüller almış şairlerimiz, kendi ağızlarıyla şiirlerini  bizlere de tattırdılar. Panellerde “ Kent ve Kültür, Sokak ve Şiir, Sanat ve Edebiyatın Yeni Dünya Düzenindeki Yeri, Kültürel Etkinliklerin Kentleşmedeki Yeri ve Kültürel Oluşumların Turizm Açısından Önemi” gibi konuşmalar yer aldı. Son gece 2001 yılında Didim’de yaşamını yitiren Levent Ağralı’yı anma töreni yapıldı, değerli çalışmaları anlatıldı. İlk olduğu için herhalde panellerde dinleyici oldukça azdı. Gelecek yıllar daha hareketli olacağı ümit ediliyor.

 

Bu toplantıya büyük bir renk katan Bilim ve Sanat Kitabevi oldu. O da kitapları halkın ayağına getirerek tanıtmak amacıyla ve büyük bir özveri ile bir Tır dolusu kitabı, belediyenin tahsis ettiği deniz kenerındaki yerde, tam bir kitapcı dükkanı görüntüsü ile sergiledi. Yazarlardan bir grup her gün saat 16.30 dan toplantı saatine kadar kitap imzaladı. Orada bulunduğum sürece halkımızın hiç de kitaba ilgisiz olmadığını gördüm ve çok mutlu oldum. Biz yeni harflerle yazıya başlayıncaya kadar okuma bilmeyen, kitapsız bir toplumduk. Tarihe göre çok kısa sayılacak o günden bu yana ,  çeşitli engellere rağmen, bu seviyeye gelmemiz hiç de küçümsenecek gibi değil. Kendi kitaplarımda da bunu fark ettim. Yüzbinlerce satılmıyor ama gelen mektuplar ve telefonlara göre her düzeyde ve ülkemizin her tarafındaki, hatta yurtdışındaki vatandaşlarımızın ilgi ile “ okuduğunu anlıyor, insanımız artık okuyor, okuduğunu değerlendiriyor “, diye bir devrimi başından bu güne kadar izleyen ben son derece mutlu oluyorum. Bu mutluluğu herkesin duyumsamasını da istiyorum.

 

Sözlerimi bitirmeden önce (belirtmek isterim ki ) Didim Belediyesi’nin, dolayısıyla Başkanı Mümin Kamacı’nın bu Kültür Topluluğuna olan yakın ilgisi ve misafirperverliği son derece öğülmeye değer. Didim otelleri ve lokantalarının da bu topuluğa gösterdikleri misafirperverliği belirtmemiz gerek. Yerel yönetimlerin böyle eylemlere gönül vermesi ve yardım etmesinin halkımızın aydınlanmasına büyük katkısı olacaktır. Kendilerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Ayrıca bu toplantıda beni de araların kabul eden Gökhan Cengizhan ve Güven Pamukçu’ya, benimle devamlı meşgul olan oğlu sevgili Olay Pamukçu’ya ve bu toplantıya katılmamı öneren Bilim ve Sanat Evi sahibi Sayın Mehmet Öz’e candan teşekkür ederim.

 

Son olarak toplantıyı takip eden üç gün Didim’da kalmak zorunda idim . O günlerde de Tuntaş Oteli beni misafir kabul etti, sahipleri Nazım ve Nalan Tuntaş’a teşekkürlerimi sunarım.

 

Muazzez İlmiye Çığ

23.07.2004

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !