Malatyalı gençlere mektup..

 

MALATYA İÇİN

 

Pek sevgili gençler,

 

Sayın Prof. Şengül Hablemitoğlu Malatya’dan dönünce ben de Ankara’da idim. Atatürk heyecanıyla çoşkulu olan sizleri, yaptıklarınızı ve sizlere önayak olup bütün kalbiyle ve gücü ile destek olan değerli Rektörünüzü, okulunuzu ve kütüphanenizi uzun  uzun anlattı. Çıkardığınız Yerleşkem” dergisinden birini de bana verdi. Bunları duymak, yazdıklarınızı okumak beni nasıl  mutlu etti,  nasıl sevindirdi bilemezsiniz. Ülkemizin sizin gibi gençlere ihtiyacı var ve yetişiyorsunuz da çok şükür. Son yıllarda  siyasetle, ekonomi ile ilgilenen, bütün sanat dallarında büyük başarılar gösteren gençlerimizi görüyor, TV de izliyor ve “..işte ne yapmasını bilen düşünen, okuyan gençlerimiz çok artık” diye son derece  seviniyorum. Devrimimizi başarı ile tamamlayacak şuurlu, bilgili bir gençlik ordusu geliyor, Aziz Atatürk’ün devrimlerini emanet ettiği, güvendiği gençlik.

 

!933 yılında ben bir ilkokul öğretmeni idim. Cumhuriyetimiz onuncu yılı. “Fransa’nın 100 yılda yaptığı devrimi biz 10 yılda  tamamladık” diye son derece mutlu idik. Üstelik bizim devrimimiz onlardan çok daha kapsamlıydı. Ülkemizin hemen her tarafına dolmuş olan düşmanlar topraklarımızdan atılmış, yıkılan koca bir Osmanlı İmparatorluğun yerine, Cumhuriyet kurulmuştu. Padişah kaçmış, fakat ortada bir halifelik vardı.Meclisin büyük bir kısmı onun kaldırılmasını aklına bile getiremiyordu. O kurum ise yapılacak bütün  reformlara tam anlamıyla ayak bağı idi.

 

Atatürk’ün keskin zekası, insanları yönetmekteki üstün yeteneği ile kısa zamanda Halifelik kaldırıldı. Hemen arkasından ‘biri ileriye biri geriye dönük iki türlü eğitim yapılmaz’ diye medreselere son verildi. Halbuki 1921 de Milli Eğitim Bakanı olan kimsenin ilk işi 400 medrese açmak olmuştu. Bundan sonra yazımız, kıyafetlerimiz, kanunlarımız, takvimimiz, ölçülerimiz  değişiverdi. Dinde laiklik getirildi. kadınlara verilen  haklar da  ne kadar önemliydi. Aslında bu sayılanların hepsi ayrı ayrı birer devrimdi. Bunlar o zamanki insanımız için akıl almayacak kadar büyük işlerdi. Bugün bile bunları kafalarına sindiremeyenler pek çok. Fakat Atatürk halkımızın yeniliğe karşı olan eğilimini çok iyi anlamış, o yüzden şehir şehir gezerek, önce halkımıza anlatmıştı yapacaklarını. Onun için “ bize karşı çıkan  etrafımızdan olur, halkımızdan çıkmaz” demişti. Doğru  idi. Onu öldürmeye kalkan, onun yaptıklarını bozan ve bozmaya çalışanlar  en yakın arkadaşları olmuştu. halktan kimse düşünmedi bunu.

 

Uzun yaşayınca görüyorum ki devrim sürüyor. Bugüne kadar birçok badireler atlattık. Aydın geçinenlerden bir kısmı “komonistlik”, bir kısmı Turancılık, bir kısmı da şeriat diye tutturdu. Nedense akıllarına gelmedi Atatürk’ün söyledikleri. Sonra da yanlış düşünmüşüz, diyenler çıktı, ama pek çok gencimiz de onların kurbanı oldu. Bugün hepsi bitti sayılır. Artık devrimimizin  20 yıllık son bölümüne geldik.

 

Şimdiki hükümet dinci olarak ortaya çıktı, fakat “şeriat” demiyorlar. AB ye şeriat, yani din yasalarıyla girilemez, biliyorlar. Bunların dinciliği kadınlarının başlarını bohçalamaktan ve halkı uyutmak için dine düşürmeye çalışmaktan ibaret. Gerisi gösteriş ve kendilerine en kısa yoldan yarar sağlamak. Onların ortaya çıkmasına, bugüne kadar gelip geçen bütün partiler, üniversiteler, gazeteciler ve sivil kuruluşlar  yardım etti. Atatürk’ün söylediği gibi  ilk önce onun laiklik devrimine baltayı vuranlar  Demokrat Partiyi kuran onun en yakınları idi. Onlara ayni kafada olan bazı Halk Partililer de katıldı. Halkımızın bir an önce uyanmasını ve aydınlanmasını sağlamakta olan Köy Enstitülerini ve halk evlerini  kapatarak onların yerine halkı uyutup, istedikleri gibi atlarını oynatmak için  Kuran kurslarını ve İmam Hatip okullarını açtılar. Herkesin büyük bir zevkle dinlediği Türkçe ezanı Arapça’ya döndürdüler.  Ondan sonra gelen partiler de  bunlara aldırmadı ve çoğalmalarını körüklediler. Kuran kurslarında ve İmam Hatip Okullarında başları örttürülmeye başlanan kızlarımıza daha sonra  dinci geçinenler liselerdeki çalışkan kızlara para ile baş örttürdüler. Bunlara “laik devletin kurumlarında ve okullarından din kıyafeti ile gezilmez” diyen olmadı. Sözde aydın olanlar da bir kısmı “hoşgörü” bir kısmı “demokrasi” diyerek ortalığı karıştırdı. Diğer taraftan  Parti başkanları da koltuklarını kaybetmek korkusu ile  dağın arkasını değil , ayaklarının ucundakini göremeyip  AKP’nin başa geçmesine neden oldular. Şimdi devrimimizin son bölümündeyiz. Bundan sonra devrimi tamamlamak için  kanımca, kuran kurslarının kapanmasını, İmam Hatip okullarının en aza indirilmesini, kızların buraya alınmamasını , ezanın yine Türkçe okunmasını sağlayacak, laikliğin dinsizlik olmadığına inanacak ve anlatacak, denk bir bütçe ile halkımıza iş yolları açacak, en önemlisi devrimimizin başındaki ‘Özgür Türkiye Cumhuriyeti’’ne kavuşturacak bir veya  iki partiye ihtiyacımız var. Onları da sizler yapacaksınız. Bizler devrimi başlattık, sizler yüz akı ile onu sona erdireceksiniz.

 

Başaracağınıza  bütün kalbimle inanıyorum.

 

Candan sevgilerimle.

 

Dr.Muazzez İlmiye Çığ

 

22.6.2005

 

 Buna yanıt gelmedi bir hayli üzüldüm.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !