Türkiye'de dinci akımlar nasıl başladı?

 

DİNCİLİĞİN BAŞLAMASI(1)

 

(Bir Fransız’ın Doktora Tezi kitabından)

 

Atatürk’ten sonra eğitim yeniden tartışmalara neden oluyor. 1949’da büyük zorlamalar sonucu CHP İlkokul 4. 5. sınıflarına haftada iki saat din dersi koyduruyor. Bu dincilik güdenlere yol açıyor. 4 Şubat 1949’da iki  kaçık Millet Meclisi dinleyici localarında tekbir getirmeye başlıyor. Tarikatlr gizlice işe girişiyor. Onlara göre din ve ahlak zayıfladığı için toplum çürümüştür. Bu ülkeye iman yeniden doğduğunda her şey yenilenecektir. Yenilenen yobazlık oldu. Ankara’da başkentli kadınlara çarşaf giymelerini öneren, halkı Batı’nın ahlak ve geleneklerine karşı gelmeye çağıran bildiriler elden ele geziyor. Atatürk heykel ve büstlerinin kırılmasına başlanıyor. Bunun üzerine CHP (zamanında) 1949’da ceza yasasında “devletin kurumlarını din temeline dayandırmayı amaçlayan dernekleri kuranlar ve üyelerini 2-7 yıl hapis; laikliğe karşı olanları, koruyanları da 2-3 yıl hapis cezası verilecek(ti).

 

Atatürk’ün Batılaşma isteğini ağız ucu ile kabul etmiş olanlar böylece dişlerini göstermeye başlıyor. DP seçimi kazanmak ve iktidara gelmek için bunlardan yararlanmak üzere, 1946-50 yılları arasında Atatürk Devrimleri’nin terk edilmesi için kampanya yapıyor. 1951 Haziran 29 da 63 kadın Adana’da çarşafla gösteri yapıyorlar. Bunlar Nurcu ve Ticanilerden. Atatürk Devrimlerini savunanlara imansız diyorlar ve çok karılılığı savunuyorlar. Hatta Ticanilerin Kırıkkale şefi, müritlerinden ikisinin kızlarıyla imam nikahı ile evleniyor. Doğuda fes giymeye de başlıyorlar. Menderes hükümeti ile öğretim birliği bozulmaya başlıyor. Kuran kurslarının açılmasına göz yumuluyor. 20.000 Kuran kursu açılıyor. Dinciler “imanı olan kimsenin ne eğitime, ne de kültüre ihtiyacı vardır,Tanrı ona her şeyi verir!” diyorlar. Bu yüzden özellikle köylerde kadın öğretmenlere karşı düşmanlık başlıyor. Atatürk zamanında “garip” diye kucak açılan bu öğretmenlerden 50.si saldırıya uğruyor, bir kısmı öldürülüyor.

 

1927’de Din, eğitimde zorunlu olmaktan çıkarılıyor. 1931’de ilk ve orta okullardan temelli kaldırılıyor. Buna karşılık 1949’da CHP (ye göre) 4.ve 5. sınıflarda haftada iki saat din dersine isteyen girecekti. DP bunu zorunlu yaptı. 1956’da(Din dersi) ortaokulların 1. ve 2. sınıflarına seçmeli ders olarak konuyor. 1951’den itibaren orta derecede, 1955’den sonrada lise düzeyinde İmam Hatip Okulları başladı. 1949’da Ankara’da İlahiyat Fakültesi, 1960’da İstanbul’da Yüksek İslam Enstitüsü kuruluyor. Süleymancılar “Kuran dışında her türlü eğitime karşıyız” diyorlar. 1969’da Kuran kursları 50.000 oldu.

 

Süleyman Demirel önce tutucu güçleri yeniden özgür bıraktı. Daha sonra yeni bir atılım yaparak İmam Hatipliler’in üniversiteye girmesine izin verdi. Böylece işin içine iyice yaptı. Ve utanmadan hala konuşuyor. Bunların ağzını kapatmak gerek. Ne yazık ki, onu yapabilecekler hep suskun. Aklı kıt gazetecilerimiz de demokrasi peşinde koşarak kendilerine ihtar edildiği halde tarikatların hortlamasına neden olan kanunların çıkarılmasına uğraştı. Alın görün demokrasiyi!!

 

24 Şubat 1964’de zamanın Milli Eğitim Bakanı İbrahim Ötüken: “…Bu böyle giderse ülke için tehlikeli olacaktır” diyor. Nitekim öyle oldu. O zamanlar temeli atılan ve “ hiçbir siyasetçinin, eğitimcinin, gazetecilerin, aydın geçinenlerin dur diyemediği” dincilik bugüne kadar başını alıp gitti. Önce Kuran kursları ,özel dinci okullar kapanmadıkça, İmam Hatipler bir düzene sokulmadıkça bu yara bir gün tedavi edilmez hale gelir. Bunun için bunlara karşı ayni güçte bir meclis çıkarmamız şart.

 

Ağlanıp duracağımız yerde böyle bir meclisi nasıl çıkaracağımızı tasarlayıp hazırlanalım.

 

Muazzez İlmiye Çığ

 

(1) Dr. Bernard Caporal, Kemalizm’de ve Kemalizm sonrasında Türk Kadını, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1982, Ataürk’ün doğumunun 100. Yılı Dizisi. kitabından alınmış bilgiler.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !